Haçlı Zihniyetinin İzini Sürmek

Batı Dünyası ve Bugünkü Ortadoğu :

Geçtiğimiz bin yılın başları dünya tarihinin en önemli olaylarından birine şahitlik etti. ‘Haçlı Seferleri’ olarak kayıtlara geçmiş bu süreç, yalnız kendi zamanını değil, kendisinden sonraki tüm çağları da etkileyerek günümüz dünyasını inşa etti. Şüphesiz bu tezi doğrulayacak yüzlerce örnek, seferlerin başlamasından itibaren tarih sayfalarına ilmek ilmek dokunarak bugüne kadar kesintisiz bir şekilde gelebilmiştir. Haçlı seferlerinin sebepleri ve sonuçları siyasi, sosyal ve ekonomik açıdan çok çeşitli olsa da doğurmuş olduğu zihniyet, yüzyıllar boyunca Batı toplumlarının düşünce dünyasını hem fikri hem de fiilli anlamda kurmuştur. Bu makalede ‘Haçlı Zihniyeti’nin; Batı düşüncesinde kuruluşu, ilkeleri ve mirasının bugünkü dünyayı şekillendirmedeki etkileri tarihsel serüveninin izinde ele alınacaktır.

Dünya’ya Bakış : İlk olarak ele alınması gereken nokta; Batı toplumlarının dünyaya bakışlarını inşa eden kurucu bir faktör olarak ‘Haçlı Zihniyeti’dir. Haçlı seferleri öncesinde Avrupa toplumları içe kapanık, adeta yalıtılmış bir coğrafyanın  içerisindeydiler. Haçlı  Seferleri bu anlamda, onların ilk kez kendi sınırlarının dışarısına çıktıkları ve dış dünya ile etkileşim içerisinde oldukları olaylar zinciri olmuştur.1 Bu sebeple seferler, onların dünyayı anlamlandırmaları noktasında kurucu bir rol oynamıştır. Peki, bu tarihsel mirasın ışığında Batı’nın dış dünyaya bakışı nasıl bir şekil almıştır?

Batı’nın zihniyet dünyası incelendiğinde dünyayı anlamlandırırken düşünce yapısının; ben-merkezcilik (Euro-centrism) ve batı–ötekisi temelli sınıflandırmacılık şeklinde iki koldan beslenen bir oryantalist yapıya sahip olduğunu görmekteyiz. Kendisini Avrupa olarak merkeze almış; dünyayı, coğrafyayı, tarihi bu merkez üzerinden algılamıştır. Bu sınıflandırmada kendisini ‘üstünlük’ tahtına oturtmuş ve aynı perspektif üzerinden batı-doğu ya da batıbatıdışı dünya tanımlaması yapmıştır. Kendisini üstün diğer tüm sınıfları ise ilkel gören bu anlayış, tarihi serüveni içerisinde dayanak noktaları değişse dahi üstünlük-aşağılık anlayışına dayalı iki kutuplu (dichotomy) bakış bugün de devam etmektedir.

Mustafa ÖZDEMİR | UGSAM Araştırmacısı | Mart 2020
Yazının tamamına ulaşmak için | Tıklayın