Aleksey Navalni Siyasi Portresi ve Siyasi Amaçları

Aleksey Navalni Siyasi Portresi ve Siyasi Amaçları

Bir Demokrat Olarak Aleksey Navalni : Dünyada son dönemde yaşanan iç ve dış siyasi süreçler, aslında, küreselciler ile ulus-devlet destekçileri arasında ciddi bir mücadelenin işaretidir. Ulus-devletin savunucuları daha güçlü bir yönetişim sisteminden yanadır. Bunun karşısında, küreselci çevrelerle şu ya da bu şekilde bağlantılı olan politikacıların ana teması demokrasidir. Demokrasi ve insan özgürlükleri meselesini gündeme getirmenin sorunu nedir? Aslında buradaki sorun, bu sloganları kullanarak ülkelerin iç siyasetine karışmaktır. Tüm bunları Ortadoğu’ya demokrasi ihraç etmek isteyen Batılı ülkelerin politikalarında gördük. Demokrasi ve insan özgürlüğü sloganlarının birçok toplumda korku kaynağı olmasının nedeni budur….

Devamını Okuyun »

Müslümanların 70 Yıllık Planı, Moro’da Adım Adım Uygulanıyor

Müslümanların 70 Yıllık Planı, Moro’da Adım Adım Uygulanıyor

Büyük Okyanus’un batısında, adalar toplamından oluşan ülkelerden biri olan Filipinler’de Müslümanların yaşadığı topraklara yönelik 500 senedir devam eden işgale karşı verilen mücadelenin nihai zafere ulaşmasına az bir süre kaldı. Bölgedeki Müslümanlar, tarihsel olarak daha geniş bir coğrafyada mukim olsalar da günümüzde Filipinler’in güneyindeki en geniş toprak bütünlüğüne sahip Mindanao adası başta olmak üzere Tawi tawi, Sulu ve Basilan adalarında yaşayan halka, “Müslüman Millet” anlamında Bangsamoro adı verilmektedir. Bu isimlendirme, 1521’de bölgeyi işgal eden İspanyolların Endülüs Müslümanları ile kültürel benzerlik göstermeleri dolayısıyla “Kuzey Afrika’dan gelen Arap” manasında kullandıkları Morisko’dan türetilen Moro’dan…

Devamını Okuyun »

Afrika Serbest Ticaret Anlaşması ve Beklentiler

Afrika Serbest Ticaret Anlaşması ve Beklentiler

Dünya Ekonomi Forumu’nun yayımladığı Afrika Serbest Ticaret Bölgesi makalesi kıtanın geleceğine yönelik tahminleri içerisinde bulunduruyor. Özellikle koronavirüs sonrasında ülkelerin içine girdiği ekonomik kriz etkilerinin, bu tip ticaret bölgeleri oluşturmakla geçmesi mümkün gözükmese de uzmanlarca bunun bir nefes alma fırsatına dönüşebileceği ifade ediliyor. IMF’nin 2020 yılı için açıkladığı küresel boyuttaki yüzde dört buçukluk daralma, 2021 yılındaki kısmi büyüme ile birlikte bir nebze toparlanma olarak görülebilir. Ancak yalnızca salgın değil, siyasi, sosyal ve doğal birtakım etkenlerin de ülkelerin ekonomik şartlarında kötüye gidişi işaret ettiği söylenebilir. Siyasi istikrarsızlık ve ekonomik durgunluğa karşılık ticaretin…

Devamını Okuyun »

Yemen’de Savaş, İsrail’in Güvenliği Sağlanırsa Biter!

Yemen’de Savaş, İsrail’in Güvenliği Sağlanırsa Biter!

Yemen’e yönelik Mart 2015’te Suud/BAE liderliğindeki koalisyon tarafından başlatılan saldırılar, altıncı yılı geride bıraktı. Pandemi korkusunun bütün dünyada insanları evlerine hapsettiği bir dönemde Yemen halkı, Amerika/İngiltere/İsrail başta olmak üzere bütün batı bloğunun desteğini arkasına almış olan düşmana karşı adeta kurtuluş savaşı vermektedir. Dünyanın en zengin Arap ülkelerinin birleşip altı sene boyunca bölgenin zaten açlık ve sefalet içindeki en fakir Arap ülkesine topyekün saldırdığı bir düzlemde yaşanan insanlık dramı ise görmezden geliniyor.İnsani Kriz Neden Konuşulmuyor? Yemen’deki savaşın insani açıdan ele alınmamasının en temel sebebi Birleşmiş Milletler’in Ocak 2017 itibariyle ölü sayısının…

Devamını Okuyun »

Karadeniz Jeopolitiğinde Küresel Satranç:ABD ve Rusya’nın Karadeniz Rekabeti

Karadeniz Jeopolitiğinde Küresel Satranç:ABD ve Rusya’nın Karadeniz Rekabeti

Karadeniz bölgesi, sahip olduğu jeopolitik yapı itibariyle dünyanın önemli stratejik bölgeleri arasında listenin en başlarında gelmektedir. Hem etrafındaki sulara ulaşım sağlama noktasında bir kavşak görevi görmesi (İstanbul ve Çanakkale Boğazları üzerinden Akdeniz’e; Volga-Don Kanalı hattından Hazar’a; Kerç Boğazı’ndan Azak Denizi’ne; Ren-Tuna kanalı ile Kuzey Denizi’ne ve Main-Tuna kanalı üzerinden Baltık Denizi’ne) hem de önemli enerji yatakları arasında bulunması ve bu enerjinin Asya bölgesinden Avrupa’ya ulaştırılmasında enerji hatlarının büyük çoğunluğunun temel yolu olması sebebiyle önemine paha biçilemez. Karadeniz ve çevresinin bu kadar büyük değerlerle anımsanması bu sahayı her geçen gün küresel…

Devamını Okuyun »

Doğu Afrika’da Portekizliler Dönemi (1498-1698)

Doğu Afrika’da Portekizliler Dönemi (1498-1698)

On beşinci yüzyıl, Müslümanlar ve Hristiyanlar arasında mücadelelere sahne olan bir zaman dilimidir. Müslümanların İspanya’dan tamamen çıkarılmasına yönelik olarak başlatılan saldırılar 1492 yılında başarıya ulaşmıştır. Bu tarih Müslümanların İberya topraklarını tamamen kaybettiği tarihtir. İspanyollar bu mücadelede din adına “kutsal” savaş kavramı üzerinden hareket ederlerken, İspanyol komşuları gibi Portekizliler de ana motivasyon maddelerini Müslümanlara karşı savaşarak kazanmak olarak belirlemişlerdi. Bu mücadele İslam’ın ticari, siyasi, askeri ve dini boyutlarını kapsayacak şekilde kurgulanmıştır. Önce Memlüklüler sonrasında Osmanlı İmparatorluğu, İslam’ın temsilcileri olarak Asya ve Çin’e giden ticaret yollarını kontrol altına almışlar ve bu strateji…

Devamını Okuyun »

Azerbaycan-Fransa İlişkilerindeki Gerginlik ve Karabağ Sorunu

Azerbaycan-Fransa İlişkilerindeki Gerginlik ve Karabağ Sorunu

Dünyanın nükleer güçlerinden sayılan Fransa devletinin oldukça kapsamlı bir emperyalizm deneyimi vardır ki, bunu dünyanın birçok yerinde, özellikle de Afrika’da görmek mümkündür. Sadece Afrika kıtasında değil aynı zamanda dünyanın birçok bölgesinde önemli (y)etkileri olan Fransa’nın Güney Kafkasya’da söz sahibi olma yolunda gayreti açık bir şekilde görülmektedir. Bu bağlamda bölgedeki ana ortağı elbette Ermenistan’dır ki, bunun da başlıca nedeni elbette Fransa’daki Ermeni diasporasıyla ilgilidir. Fransa ile Ermeniler arasındaki ilişkiler haçlı seferlerine dayanıyor. Küçük Asya’daki Ermenilerin küçük feodal devletleri, Selçuklulara karşı zaman zaman Fransızlar da dahil olmak üzere Avrupalılarla ittifak kurdular. Türklere…

Devamını Okuyun »

Birleşik Afrika Mümkün mü?

Birleşik Afrika Mümkün mü?

Bağımsızlık bir ulus için vazgeçilmez bir olgudur. Bu sebeple bağımsızlık uğruna mücadeleler verilir, savaşlar yapılır, iç ve dış etkenlerin etkisi ortadan kaldırılarak egemen bir devlet kurulur. Ulus devletlerin ortaya çıkış sürecindeki baskın milliyetçilik, imparatorluklar sonrası döneme yön vermiştir. Diğer motivasyonlarla birlikte bu milliyetçi politikalar kimi zaman saf yönünden uzaklaşarak ırk temelli siyasi ideolojilere dönüşmüş ve pek çok bölgede çatışmalar ile daha büyük ölçekteki dünya savaşlarına sebep olan en önemli etki haline gelmiştir. Bağımsızlık külfetlidir. Bu külfetin karşılanması yeni ülkeler için kimi zaman çeşitli zorlukları beraberinde getirmiştir. İmparatorluklardan ayrılan bazı ülkeler…

Devamını Okuyun »

Dağlık Karabağ Sorunu : Dün, Bugün ve Yarın

Dağlık Karabağ Sorunu : Dün, Bugün ve Yarın

Bugün Güney Kafkasya’da yaşanan çatışmaların temel nedeni, Rusya’nın buradaki emperyalist politikasıdır ki, bu, aynı zamanda Ermenistan-Azerbaycan Dağlık Karabağ çatışmasını da içerir. Rusya, bölgedeki konumunu güçlendirmek için I. Petro’nun zamanından beri Ermenileri Azerbaycan’a yerleştirmeyi planlıyordu. 18. yüzyılın başından itibaren Kafkasya, Rusya’nın dış politikasında önemli bir rol oynamaya başladı. Rusya o zamandan beri güneydeki stratejik konumunu güçlendirmeye çalışıyor. Tarihsel gerçekler, Kafkasya’da hem siyasi hem de ekonomik çıkarlar açısından her zaman Rusya’nın ilgi odağı olduğunu gösteriyor. Kafkasya, Avrupa’yı Asya’ya ve Karadeniz’i Hazar Denizi’ne bağlayan zengin bir bölge olarak her zaman Rusya’nın merak dairesinde…

Devamını Okuyun »

Suriye’de Bilek Güreşi : ABD ve Rusya’nın Suriye Mücadelesi

Suriye’de Bilek Güreşi : ABD ve Rusya’nın Suriye Mücadelesi

2011 yılı itibariyle Ortadoğu’da ve Kuzey Afrika’da başlayan otoriter rejimlere karşı halk hareketleri ‘Arap Baharı’ olarak isimlendirilmektedir. Bu halk hareketleri dalgası uğradığı ülkelerde çeşitli sonuçlar doğurmuştur. Suriye, bu isyan dalgasında içinden çıkılamaz bir kaosa dönüşmüş durumdadır. Suriye’de aynı yılın Mart ayında başlayan hareketler yerel aktörlerin çoğalması ve bölgeye küresel güçlerin müdahil olması ile karmaşık bir yapıya bürünmüştür. Bölgenin önemli ulaşım ve iletişim ağları üzerinde olması aynı zamanda bölgede petrol gibi önemli kaynakların varlığı bu coğrafyanın taşıdığı stratejik önemi artırmaktadır. Bu durum ise bölgedeki çatışmada tarafgir güçlerin iştahını kabartmaktadır. Bununla birlikte…

Devamını Okuyun »

Uganda Seçimine Dair Notlar ve Yeni Bir Siyasi Figür : Bobi Wine

Uganda Seçimine Dair Notlar ve Yeni Bir Siyasi Figür : Bobi Wine

Afrika kıtası için, 2021 yılının en fazla konuşulacak seçimlerinden biri kuşkusuz Uganda seçimleri olacak. Aslına bakılırsa geçtiğimiz yılın başından itibaren siyasileri seçim atmosferine girdiğini söylemek mümkün. Bugüne dek kıtada izlenen seçimlerin en sıra dışı olanı bile alışıldık hale gelen bir döngü içerisinde ifade edilebiliyordu. İlk senaryo seçimin adil olmadığını düşünerek katılmayan etkin muhalefet, mevcut başkana rakip olamayacak muhaliflerin seçime girmesi ve mevcut başkanın iktidarını koruması bilindik bir süreç oluyordu. Diğer bir senaryo, mevcut başkan ve güçlü muhalif liderin seçime girmesi, başkanın ezici çoğunlukla kazanıp muhalefetin seçim sonuçlarını kabul etmemesi akabinde…

Devamını Okuyun »

Devrim Sonrası İran’ın Ortadoğu’daki Yumuşak Güç Unsuru Olarak Medya

Devrim Sonrası İran’ın Ortadoğu’daki Yumuşak Güç Unsuru Olarak Medya

İran Medyasının Ortadoğu’daki yansımasına bakmadan önce şüphesiz Medya Kavramını anlamlandırmak ve nitelendirmek gerekir. Medya TDK kaynaklarında Radyo, Televizyon, Gazete, Dergi vb. iletişim ve yayın organlarının tamamına verilen ad olarak tanımlansa da günümüzde bu kavram Yasama Yürütme ve Yargıdan sonra 4. Büyük güç olarak bilinmektedir. Nitekim medya gerektiğinde halk adına hükümeti denetleme görevini üstlenmiştir. Amerikan sosyolog Robert E. Park, Hulteng ve Nelson’a göre, dördüncü güç kavramını gazete/basın için ilk olarak Lord Thomas Babington Macaulay 1828’de “Hallam’s Constitutional History” adlı makalesinde kullanmıştır. Fatih YONCALIK | UGSAM Araştırmacısı | Aralık 2020Yazının tamamına ulaşmak…

Devamını Okuyun »

Türkiye-Yunanistan İlişkilerinin Genel Görünümü

Türkiye-Yunanistan İlişkilerinin Genel Görünümü

Kısa Tarihi Süreç: İçinde bulunduğumuz dönem itibariyle Türk dış politikasını şekillendiren önemli unsurlardan birisi olan Türkiye-Yunanistan ilişkileri, Yunanistan’ın Osmanlı Devleti’nden bağımsızlığını kazandığı 1833 yılıyla başlar. Bağımsızlığını kazanan Yunanistan, nihai hedefi olan Megali İdea’nın da etkisiyle, zayıflayan Osmanlı Devleti’ne karşı yayılmacı bir politika gütmüş ve böylece topraklarını üç katına çıkarmıştır. Yunanistan, I. Dünya Savaşı’ndan sonra Osmanlı Devleti’nin fiilen yıkılmasının ardından Sevr Antlaşması’ndaki toprak dağılımına dayanarak Batı Anadolu’yu işgal etti. Ancak Milli Mücadele sürecinin sonunda bu topraklardan çekildi. Osmanlı’dan sonra Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulmasıyla birlikte iki ülke arasındaki ilişkiler olumlu bir seyir aldı….

Devamını Okuyun »

Bölgesel Güvenlik Krizleri Aşılabilir mi?

Bölgesel Güvenlik Krizleri Aşılabilir mi?

Devletlerin ideal rolü hakkında farklı teorisyenlerin kavramlarının doğruluğu günümüzde tartışılmaya devam etmektedir. Devletin yalnız güvenlik sağlama ile sınırlı kalması veya tüm alanlarda ana etken olmasını savunan görüşlerin arasındaki gerçeklik, vatandaşların güvenliğinin devletler tarafından güvence altında bulundurulduğudur. Yalnızca vatandaşlar değil, başka ülkelerden gelen ziyaretçiler de bu kapsamda değerlendirilmektedir. Dünya pek çok sorun ile aynı anda yüzleşirken, farklı zaman periyotları dâhilinde değişmeyen en önemli sorunlardan biri güvenlik kaygısıdır. Bu kaygı, çeşitli amaçlar uğruna şiddeti meşru gören örgütlerden geldiğinde kitlesel can ve mal kayıpları yaşanmaktadır. Bu kitlesel saldırı hareketleri coğrafyadan, dinlerden veya milliyetlerden…

Devamını Okuyun »

Belarus Seçimleri ve Sonrası

Belarus Seçimleri ve Sonrası

Avrupa ile Rusya arasında adeta bir tampon işlevi gören Belarus, tarihinin en hareketleri günlerini 9 Ağustos seçimleri ile birlikte yaşamıştır. Belarus Merkez Seçim Komisyonu’nun Cumhurbaşkanlığı seçimlerini 26 yıldır iktidarda olan Devlet Başkanı Aleksandr Lukaşenko’nun kazandığını açıklamasıyla beraber ‘’seçime hilenin karıştığını’’ iddia eden göstericiler, başta başkent Minsk olmak üzere ülkenin farklı şehirlerinde sokaklara çıkarak protestolara başlamışlardır. 9 Ağustos seçimlerinin ve etkilerinin değerlendirilebilmesi için öncelikle Belarus’un Bağımsızlığını kazandığı süreçten itibaren siyasi hayatına değinmek gerekmektedir. Belarus, ekonomisinin %60’ı devlete ait şirketlerin kontrolünde bulunan ve bir nevi devlet kapitalizmi ile yönetilen bir ülkedir. Bağımsızlık…

Devamını Okuyun »
1 2 3 4