Trump ve Sonrası İran-İsrail-Amerika İlişkileri : Muhsin Fahrizade Suikasti

Trump ve Sonrası İran-İsrail-Amerika İlişkileri : Muhsin Fahrizade Suikasti

2020 yılı, bütün dünya açısından birçok şeyin değiştiği veya gözden geçirildiği bir yıl oldu. Bütün dünya, yılın son 3 çeyreğinde koronavirüs ile uğraşırken, aynı zamanda kendi iç dinamikleri açısından da birçok önemli olaya şahitlik ettiler. Sınır komşularımızdan İran için 2020 yılı irdelenecek olursa, Ocak ayından itibaren yaşananların İran açısından pek de iç açıcı olduğu söylenemez. Önce General Süleymani’nin ABD’ye ait bir dron aracılığı ile öldürülmesi, akabinde ekonomik yaptırımlardan kaynaklı baş gösteren ekonomik sıkıntılar, sonrasında halkın sokağa çıkması, İranlı yöneticilerin artık sesli şekilde eleştirilmesi derken Tahran için çok önemli bir yer…

Devamını Okuyun »

ABD’den Türkiye’ye Açık Düşman Muamelesi

ABD’den Türkiye’ye Açık Düşman Muamelesi

Amerika Birleşik Devletleri’nde sert tartışmalara sahne olan uzun soluklu 59. Başkanlık seçimleri maratonunun kazananı Demokrat Parti’nin adayı Joe Biden oldu. Başta Biden olmak üzere yeni ABD yönetimindeki isimlerin Türkiye ile ilgili meselelerde geçmişte ayrı ayrı takındıkları tavırlar, Türkiye-ABD ilişkilerinin gelecekte sert bir zeminde ilerleyebileceğini gösteriyor. Türkiye’nin son yıllarda özellikle 15 Temmuz 2016’dan sonra bölgesel olarak Amerika’dan bağımsız bir siyaset gütme çabası içinde olduğu görülmektedir. Ocak 2017’de koltuğa oturan Trump’ın görev süresi boyunca Türkiye ile ABD arasında yer yer sert gerginliklerin yaşandığı fakat bu gerginliklerin Erdoğan ile Trump arasındaki “özel bağ”…

Devamını Okuyun »

Aylık Bülten | Şubat 2021

Aylık Bülten | Şubat 2021

Afrika Serbest Ticaret Anlaşması ve Beklentiler, Karadeniz Jeopolitiğinde Küresel Satranç: ABD ve Rusya’nın Karadeniz Rekabeti, Yemen’de Savaş, İsrail’in Güvenliği Sağlanırsa Biter!, Son Dönemde Türkiye-İran İlişkilerinin Seyri, Myanmar Ülke Raporu… UGSAM Aylık Bülten | Şubat 2021 |Bültene ulaşmak için | Tıklayın

Devamını Okuyun »

Arap Yarımadasında Olası Yeni Nesil İhanet : İsrail Normalleşme Planı

Arap Yarımadasında Olası Yeni Nesil İhanet : İsrail Normalleşme Planı

Geçmişten günümüze baktığımız zaman, Müslüman coğrafyaların devlet yönetiminde de, kişisel işlerinde de en büyük zaaflarının plan ve program dâhilinde işlerini yürütememeleri olmuştur. Selçuklu’nun ve Osmanlı’nın yükseliş devirlerini bir kenara bırakacak olursak, 1000 yıldan beri süregelen eksiğimizdir aslında bu durum. Rahmetli cennetmekân Erbakan hocamız, “Her taşın altında bir Yahudi/Siyonist yoktur. Ama Yahudi/Siyonist de hiçbir taşın altını boş bırakmaz.” derdi. Şimdi, yazının başlığı İsrail – Arap ilişkileri, biz gittik planlama ve koordinasyona. “Ne alaka?” dediğinizi duyar gibiyim. M. Esat ERGENER | UGSAM Araştırmacısı | Şubat 2021Yazının tamamına ulaşmak için | Tıklayın

Devamını Okuyun »

Türkiye-Yunanistan İlişkilerinin Genel Görünümü

Türkiye-Yunanistan İlişkilerinin Genel Görünümü

Kısa Tarihi Süreç: İçinde bulunduğumuz dönem itibariyle Türk dış politikasını şekillendiren önemli unsurlardan birisi olan Türkiye-Yunanistan ilişkileri, Yunanistan’ın Osmanlı Devleti’nden bağımsızlığını kazandığı 1833 yılıyla başlar. Bağımsızlığını kazanan Yunanistan, nihai hedefi olan Megali İdea’nın da etkisiyle, zayıflayan Osmanlı Devleti’ne karşı yayılmacı bir politika gütmüş ve böylece topraklarını üç katına çıkarmıştır. Yunanistan, I. Dünya Savaşı’ndan sonra Osmanlı Devleti’nin fiilen yıkılmasının ardından Sevr Antlaşması’ndaki toprak dağılımına dayanarak Batı Anadolu’yu işgal etti. Ancak Milli Mücadele sürecinin sonunda bu topraklardan çekildi. Osmanlı’dan sonra Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulmasıyla birlikte iki ülke arasındaki ilişkiler olumlu bir seyir aldı….

Devamını Okuyun »

Bölgesel Güvenlik Krizleri Aşılabilir mi?

Bölgesel Güvenlik Krizleri Aşılabilir mi?

Devletlerin ideal rolü hakkında farklı teorisyenlerin kavramlarının doğruluğu günümüzde tartışılmaya devam etmektedir. Devletin yalnız güvenlik sağlama ile sınırlı kalması veya tüm alanlarda ana etken olmasını savunan görüşlerin arasındaki gerçeklik, vatandaşların güvenliğinin devletler tarafından güvence altında bulundurulduğudur. Yalnızca vatandaşlar değil, başka ülkelerden gelen ziyaretçiler de bu kapsamda değerlendirilmektedir. Dünya pek çok sorun ile aynı anda yüzleşirken, farklı zaman periyotları dâhilinde değişmeyen en önemli sorunlardan biri güvenlik kaygısıdır. Bu kaygı, çeşitli amaçlar uğruna şiddeti meşru gören örgütlerden geldiğinde kitlesel can ve mal kayıpları yaşanmaktadır. Bu kitlesel saldırı hareketleri coğrafyadan, dinlerden veya milliyetlerden…

Devamını Okuyun »

Arap-İsrail Anlaşmazlığının Dönüm Noktası : Camp David Antlaşması

Arap-İsrail Anlaşmazlığının Dönüm Noktası : Camp David Antlaşması

Ortadoğu’nun bugün içerisinde bulunduğu durumu anlayabilmek için bugüne kadar geçen süreçte bölgedeki aktörleri ve aktörler arasındaki ilişkileri bilememiz gerekmektedir. Hem bölgesel hem de küresel aktörlerin çekişme sahası olan Ortadoğu, 20. yüzyılda Müslüman Araplar ile İsrail arasında yaşanan savaşlara sahne olmuştur. İsrail’e karşı bir cephe oluşturan Arap ülkeleri 1948’den itibaren pek çok savaş yaşamıştır. İsrail ve Arap ülkeleri arasında yaşanan çatışmalarda ABD ve Sovyetler Birliği bu anlaşmazlıkta farklı taraflarda yer alarak bölgede var olmak isteyen iki küresel güç olmuştur. Bu araştırmada, 20. yüzyılda Ortadoğu’yu uzun yıllar meşgul eden Arap-İsrail anlaşmazlığının dönüşüme…

Devamını Okuyun »

Kıbrıs Sorunu ve Doğu Akdeniz’de Enerji Savaşları

Kıbrıs Sorunu ve Doğu Akdeniz’de Enerji Savaşları

Kıbrıs, Akdeniz’in üçüncü büyük adası. Coğrafi konum itibariyle bir uçak gemisine benzetilen ada, her dönem stratejik önem ve özelliğini korumuştur. Kıbrıs, tarih boyunca Orta Doğu’ya açılmak isteyen devletler için vazgeçilmez stratejik ve ticari bir üs olarak görülmüştür. Adayı elinde bulunduran güç her zaman etrafındaki bölgeye de hâkim olabilmiştir. Kıbrıs’ın en yakın komşusu Türkiye’dir. Kıbrıs, Türkiye açısından bölgesel jeopolitik içerisinde bulunduğu konumu itibariyle sadece kendisinin korunması açısından değil anavatanın korunması açısından da ulusal güvenliğin önemli bir teminatı özelliğini taşımaktadır. Türkiye’nin bulunduğu coğrafyada Kıbrıs’ı ihmal etmesi küresel ve bölgesel politikalarda yetkin olabilmesi…

Devamını Okuyun »

Türkiye’nin Suriye Politikası

Türkiye’nin Suriye Politikası

Türkiye’nin Suriye ile olan ilişkileri 1960’lı yıllarda sorunlu bir şekilde başlamış olup, günümüzde hala devam etmekte olan birtakım sorunlar çerçevesinde gelişmektedir. Türkiye’nin Suriye politikalarını daha anlaşılır kılmak adına mevzu bahis ülke ile olan ilişkilerimizi 1980’lerden bu yana incelerken, olayların ve gelişmelerin ayrı düşünülemeyeceği ülkelere de kısaca yer verilmeye çalışılacaktır. 1980 yılından 1998 yılına kadar yokuş yukarı olan ilişkiler, Adana Mutabakatı ve Beşar Esad’ın yönetime gelmesiyle ivme kazanmış olsa da Arap Baharı sonrası Suriye’de rejim güçlerinin gerek halkına gerekse sınırına komşu ülkelere fayda getirmeyecek, bilakis zarar verecek politikalar izlemesi Türkiye’nin Suriye’ye…

Devamını Okuyun »

11 Eylül Saldırıları Sonrası ABD Dış Politikası ve Türkiye İlişkileri

11 Eylül Saldırıları Sonrası ABD Dış Politikası ve Türkiye İlişkileri

1 Mart, 2003 Tezkeresi : Amerika Birleşik Devleti 11 Eylül Saldırıları sonrası Irak işgalinde kendine müttefik arıyordu ve o yüzden Türkiye’yi yanına çekmeye çalışıyordu. Amerika bir taraftan Ankara’nın askeri Tezkeresini bir an önce çıkarması için baskı uygularken diğer taraftan da iki ülke heyetlerinin yaptığı uzlaşma görüşmelerinde Türkiye’nin taleplerini kabul etmekten kaçınıyordu. İki ülke arasında müzakereler üç farklı konuda yürütülmüş olsa da askeri bir müdahalenin var olması, askeri müzakereleri önemli kılmıştır. Bu anlamda askeri müzakereler ABD’nin talepleri şu hususlarda şekillenmiştir: Irak operasyonunda Kuzey cephesinin açılması doğrultusunda ABD, Türkiye’den ABD ve koalisyon…

Devamını Okuyun »

Bir İktisadi Buhran Örneği Olarak; Lübnan Çıkmazı

Bir İktisadi Buhran Örneği Olarak; Lübnan Çıkmazı

Oldukça kozmopolit bir nüfus yapısına sahip olan Lübnan’da son günlerde sular durulmak bilmiyor. Özellikle başkent Beyrut’ta ülkenin içerisinde bulunduğu iktisadi buhran sebebiyle başlayan hayat pahalılığı protestolarına Covid-19 salgını dahi engel olamamakta ve halk toplu yürüyüşler düzenlemektedir. Özellikle mevcut nüfus çeşitliliğinin sebep olduğu ülke içi siyasi kriz ve bu krizin tetiklediği 1975-1990 yılları arasındaki iç savaş ile birlikte sürekli çalkantılı halde ilerleyen ekonomik durumun çöküşü, Covid-19 virüs salgını nedeniyle çöken küresel ekonomik sistem ile Lübnan’da daha da görünür hale geldi. Son günlerde medyanın dikkatini çeken Lübnan’daki halk ayaklanmalarının temasını her ne…

Devamını Okuyun »

Afganistan’da Son Durum

Afganistan’da Son Durum

Son günlerde gündemi meşgul etmekte olan COVID-19, diğer gündem maddelerini neredeyse tamamen unutturdu. Unutulan uluslararası gündem maddelerinin başlıcalarından olan, artık içinden çıkılmaz bir hal alan Afganistan sorununda; yakın zamanda gerçekleşen ABD-Taliban anlaşması, Cumhurbaşkanlığı seçimi gibi önemli olaylar incelenmesi ve gündeme taşınması gereken başlıca olaylar olarak öne çıkıyor. Cumhurbaşkanlığı Seçimi : 20 Nisan 2019’da gerçekleştirilmesi planlanan seçimler başta güvenlik olmak üzere çeşitli nedenlerle ilk önce 20 Temmuz’a, ardından da 28 Eylül’e ertelendi. Tekrar ertelenmesi beklenen seçimler için ABD’nin Taliban’la barış görüşmelerini askıya almasıyla uygun zemin hazırlanmış oldu ve seçim hazırlıkları canlandı….

Devamını Okuyun »

Suriye Çıkmazı

Suriye Çıkmazı

Suriye’de Devlet Dışı Aktörlerin Kimlik İnşası ve Suriyeli Sığınmacılar Günümüzde kimi akademisyenler Ortadoğu’nun içinde bulunduğu durumun tek sorumlusunun, Batı’nın kimlik üzerinden inşa edip desteklediği devlet dışı aktörler olduğu inancındadırlar. Bu çerçeveden bakıldığında, söz konusu devlet dışı aktörlerin temel faktörünün kimlik bilinci olduğu anlaşılmaktadır. Dolayısıyla gerçekleştirilen her eylemin kimlik mefhumu bağlamında ele alınması daha doğru olacaktır. Öyle ki 2010 yılında Tunuslu bir esnafın kendini yakmasıyla başlayan “Arap Baharı” protestoları dahi etnisite bağlamında isimlendirilmiş ve adına “Arap Baharı” denmiştir. Suriyeli Sığınmacılarda Kimlik Bilinci Hiç şüphesiz Arap Baharından en çok etkilenen ülkelerin başında,…

Devamını Okuyun »

Afganistan’ın Taliban Gerçeği

Afganistan’ın Taliban Gerçeği

Taliban’ın Kısa Tarihi Farsça ’da ve Peştunca ’da sözlük anlamı; “Öğrenciler” olan “Taliban” ismi, ilk olarak 1980’lerde Pakistan’ın kuzeyinde Afgan mülteciler için kurulmuş medreselerde görülmüştür. Sovyet birliklerinin 1989’da Afganistan’dan çekilmesiyle ve 1991’de SSCB’nin dağılmasıyla bölgede oluşan boşluk Taliban’ın önünü açmış ve Taliban, 1994’te Afganistan’ın eski başkenti Kandahar’da kurulmuştur. Taliban; aşırı muhafazakâr, siyasi ve dini bir oluşumdur. Kuruluşunun ardından Afganistan’ın güneyindeki savaş lordlarını hızlıca kontrol altına alarak bölgedeki nüfuzunu artırmıştır. Taliban, 1996’nın sonlarına doğru Afganistan’ın güneyinde bulunan Peştun gruplarının ve yurtdışındaki sözde muhafazakâr İslami unsurların da yardımını alarak ülkenin başkenti Kabil…

Devamını Okuyun »
1 2